İnsanların yurtdışına ilk çıkışları eğer bir zorunluluk sonucunda olmamış ise, genelde seçilen üç ülkeden biridir İtalya (diğerleri Fransa-Paris, Almanya-xxx) Bendeniz naçizane ilk tercihimi bu ülkeye kullanmamıştım ama ikinci çıkartmamı Roma'ya yapmakla çok isabetli hareket ettiğim düşüncesindeyim.
Yazıma ruhlar şehri dedim, çünkü bu ülkeye gittikten sonra asla ruhunuzu geri getiremiyorsunuz, ya da uzunca bir zaman ayrı yaşamak zorunda olacağınızı baştan bilin. Ülkenin diğer şehirleri özellikle de güneyi konusunda hiçbir bilgim yok ama sanılanın aksine bu memlekette her yerde ve mekanda müziğe rastlamak güç... işin sırrı da burada zaten, müziğinizi kendiniz yapabilirsiniz. Gidin... koca binalar arasına sıkışmış, soluk almak için zoraki yapılmış ve herbirinin ortasına mutlaka bir çeşme ya da heykel kondurulmuş meydanlara... başlayın içinizden geldiğince şarkılarınızı söylemeye, aman dikkat fazla abartmayın para mara vermeye kalkıyorlar... çeşme dedim aklıma geldi şu meşhur ve bizde bilinen adıyla Aşk Çeşmesi (Fontana Di Trevi)'ni kesinlikle ihmal etmeyin, hayal edilenin aksine daracık sokaklardan geçerken birden bir binaya arkasını yaslamış kocaman bir çeşmeye rastlıyorsunuz hele bir de ilk buluşmanız gece olmuşsa Çeşmenin görüntüsüne hayran kalmamak elde değil, para atmaya pek gerek yok çünkü çeşme kenarındaki çiftleri görünce sadece buraya gelmenin bile yeterli olacağı aşikar... hatta ilginç bir anım var her nedense bu çeşmeye giderken alnınızda mı yazıyor ya da gözleriniz bir başka mı parlıyor bilmiyorum ama orta yaşlı bir bayan durduk yerde önümüze çıkıp bize, hiç sormadığımız halde Çeşmeyi tarif etti ?
Roma küçük bir şehir, yaklaşık 2 milyon nüfusa sahip; burada önemli bir ayrıntıya gireyim nüfusun çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor yani erkek milleti bayağı bir geçer akçe, ilgilenenlere duyurulur, her ne kadar İtalyan beyleri ile aşık atmak güç de olsa bayan arzının fazlalığı bay talebini her koşulda karşılayabilecek durumda!... Bu şehrin her yerine yürüyerek ulaşmak mümkün, amacınız gezmek, sokak sokak gezmek ise yürümeyi kesinlikle öneririm, o klasik daracık İtalyan stili sokakları didik didik etmek gerçekten insana ayrı bir keyif veriyor. Eski binaların altlarında hiç ummadığınız yerlere rastlıyorsunuz, o ünlü markalara ait ve muhteşem olduğunu düşündüğünüz mağazalara basit kapılardan giriyor ve burası bu köhne sokakta ne arıyor diye düşünüyorsunuz. Bizdeki gibi uzay çağını andıran ultra lüks mekanlarda değiller...
İşte o caddelerden biri olan Via Condotti'nin sonunda İspanyol Merdivenlerine ulaşabilirsiniz ya da belki de caddenin başı burası... gün geceye devrilirken görüntü muhteşem oluyor, en üst basamaklardan etrafı seyrederken yavaş yavaş ışıklar yanıyor, yüzlerce insan meydanda ve cadde boyunca karıncalar gibi hareket ediyorlar... sonra ortalık iyice kararınca bütün ışıklar yandığında kendinize oturacak bir de yer ayarladınız mı... hani şöyle yanlarda falan, bütün bir geceyi orada geçirebilirsiniz, etrafınızda çeşit çeşit milletten bir sürü insan, sağda solda müzik yapmayı görev edinmiş gençler ve ikide bir burnunuza kırmızı gülleri dayayan sokak satıcıları, işin tuzu biberi ve de eğlencesi... tabiki burada sabaha kadar sizi oturtmuyorlar çünkü merdivenler her gece yarısı 24:00 da yıkanıyor... burayı terketmek zorunda kalıyorsunuz ama hiç önemli değil mekan uzak da olsa Navona Meydanı, doğru oraya... elinizde şarap şişesi, oturun bir banka ya da yere hiç fark etmez, başlayın içmeye ve şarkı söylemeye... merak etmeyin sizi kimse kovalamaz.
Şehrin her yeri tarih... eeee çok doğal büyük büyük Roma İmparatorluğu'nun başkenti,
yıkıntıların bulunduğu Forum, Colosseo (şu her türlü gösterilerin yapıldığı Arena) sizi binlerce yıl öncesine götürüyor, biraz daha bugünlere yaklaşmak isterseniz Vatikan'ı Basilica, Castle St.Angelo, Capella De Sistina'yı gezebilirsiniz (Michalengelo'nun boyamak için ömrünü tükettiği kilise), büyülenmemek elde değil...her yer tarih!!!
yıkıntıların bulunduğu Forum, Colosseo (şu her türlü gösterilerin yapıldığı Arena) sizi binlerce yıl öncesine götürüyor, biraz daha bugünlere yaklaşmak isterseniz Vatikan'ı Basilica, Castle St.Angelo, Capella De Sistina'yı gezebilirsiniz (Michalengelo'nun boyamak için ömrünü tükettiği kilise), büyülenmemek elde değil...her yer tarih!!!
Pastaları, Pizzaları, Lazanyaları, Tiramisu ve çeşit çeşit kahveleri ile midesine düşkünleri tatmin eden bu diyarda kesinlikle ihmal edilmemesi gereken hatta hastalanmak pahasına da olsa günde birkaç kez yemek gereken en önemli şey Dondurma (Gelato) gerçekten meşhur olduğu kadar var, üstelik alkol ihtiyacınızı da bir hayli karşılıyor :-)









Hiç yorum yok:
Yorum Gönder